Koronavirüs salgınının faydaları COVID19

91 / 100 SEO Puanı

Koronavirüs salgının faydalarını (COVID19) düşünmek ve düşündürmek istiyorum!

Covid 19 koronavirüs salgını nedeniyle 2020 yılında, tüm dünyada eşi benzerine nadir rastlanır bir durum yaşamaktayız.

Amerika kıtasından, Afrika’nın balta girmemiş ormanlarına kadar, – bilindiği kadarıyla – milyonlarca insan etkilendi.

Belki de gerçek rakamlar bilinenin de çok üzerinde. Yüz binlerce insan öldü. WHO (Dünya Sağlık Örgütü) salgının bu şekilde devam etmesi durumunda milyonlarca ölüm daha olmasını bekliyor.

Hepimiz şu veya bu şekilde bir telaş bir korkunun içinde bulduk kendimizi.

Her ne kadar Sağlık Bakanlığı aylardır yoğun bir şekilde insanları sosyal mesafe kuralları ve izolasyon konusunda uyarıyor olsa insanımız maalesef bu önlemleri yeterince ciddiye almadı.

Şu günlerde bile; çarşıda, sokakta, avmlerde, kafelerde binlerce insan korunma önlemlerini dikkate almadan yakın temas halinde iletişime devam etmekte.

Koronavirüs salgınının ne kadar süre devam edeceğini şuan için bilen veya ön gören yok. Bu konuda yerli ve yabancı bir çok uzman hekim değişik fikirler ortaya atmış olsa da elimizde net bir veri yok.

Koronavirüs salgının tedavisi için kullanılabilecek herhangi bir ilaç olmadığı gibi koronavirüs aşısı da henüz kullanıma girmiş değil.

Salgın döneminde ne oldu?

Tüm dünyada insanlar evlerine kapanmak zorunda kaldı. Milyonlarca insan bir süre işlerine gidemedi.

Biz sağlık çalışanları olarak; tüm bayramlarda, tatillerde ve acil durumlarda olduğu gibi yine her zaman görevimizin başında olduk.

Aslında her zaman aldığımız riskleri insanlar görür bilir oldu.

Bir hekim, bir hemşire ve tüm sağlık çalışanları olarak temas ettiğimiz hastanın aslında bulaşıcı veya belki de ölümcül bir enfeksiyonu olduğunu bilmeden ve çoğu zaman bilsek bile zaten bu hizmeti veriyorduk.

Hastadan kapılan değişik enfeksiyonlar nedeniyle sağlık problemleri yaşayan ve belki de hayatını kaybeden binlerce sağlık çalışanı zaten vardı. Ameliyatlarda zaten maskemizi takıp önlemimizi almaya gayret ediyorduk.

Sağlık çalışanı olmayan herkes aslında bu şekilde korunma önlemleriyle hayatına devam etmenin ne denli zor olduğunu gördüler.

Bir süreliğine de olsa alkışlandık. Ama maalesef alkışların devam ettiği dönemde de öncesinde olduğu gibi ve sonrasında devam edeceğini bildiğimiz gibi sağlık çalışanlarına şiddet devam etti. Ve maalesef muhtemelen bundan sonra göreceğiz, duyacağız ve belki de yaşayacağız.

Aslında şiddet sadece sağlık çalışanlarına değil, toplumun geneline yayılmış durumda.

Bu yazımın ana teması Koronavirüs salgınının tıbbi temelleri değil. Zaten aylardır hekimler, bilim adamları hergün saatlerce konuşuyor, makaleler ve köşe yazıları yazılıyor.

Evet, bu yazımın konusu Koronavirüs salgının faydaları!

Peki, Koronavirüsün Faydaları neler olmuştur?

Salgın döneminde hemen hepimiz bir şekilde toplumdan, sevdiklerimizden, arkadaşlarımızdan, alışkanlıklarımızdan uzak kaldık. Kendi içimize izole olduk. Kendimizle baş başa kaldık.

Hal böyle olunca, sanki yıllardır kendimize hiç zaman ayıramamışcasına kendimizle yüzleşme, dertleşme ve kendimizi anlama şansını bulduk.

Yanı başımızda, hüzünlerimizi sevinçlerimizi iyimizi kötümüzü paylaştığımız insanlardan başlangıçta fiziki olarak ayrıldık. Ama sonrasında hem kendimizi hem de yaşantımızı A’dan Z’ye değerlendirme şansını bulduk.

Ne kattı bize bu izolasyon?

Evet, hayata bir ES verdik. Durduk. Bir adım geriye çekildik.

Koşuşturmaya, beynin korteksini kullanmadan sadece omurilikten yaptığımız otomatikleşmiş davranışlarımızı ve refleksif hareketlerimizi tekrar tekrar değerlendirdik.

Yanı başımızdaki insanlara uzaktan bakma şansımız oldu.

Ve belki de bazen görüntünün uzaktan daha net olabileceğini gördük.

Manevi değerlerimizden ne kadar uzaklaştığımızı gördük.

Eskiden çok eskiden, insanların birbirlerine, tanıdıkları veya tanımadıkları insanlara gösterdiği sevgi ve saygının dijital dünyada neredeyse tamamen kaybolmaya yüz tuttuğunu gördük.

Çok eski zamanlarda bir mahallede hasta veya cenaze olduğunda o mahalleye seyyar satıcı bile girmezmiş. O evin ve ailenin acısına duyulan saygının ve sevginin bir sonucu olarak.

Şimdi komşunun komşuya saygısı kalmamış. Gecenin 1’inde 2’sinde gündüz vakti bile yapılmayacak düzeyde gürültü kirliliği yapmakta sakınca görmez olduk. Altımızda üstümüzde, kendi hayatını yaşamaya çalışan ve buna hakkı olan insanların hakkını gasp eder olduk.

Trafikte araba kullanırken, daha yeşil ışık yanmadan, öndeki arabaya korna çalar hatta küfreder olduk. Her türlü kural ihlali yapıp insanların hayatını tehlikeye atıp, üstüne bir de karşımızdakine hakaret edip üzerine yürümeyi saldırmayı normalleştirdik.

İnsanlar sıra beklerken aradan kaynayıp onların haklarına tecavüz etmeyi de rutine bindirdik.

İnsanlardan birşey isterken SONSUZ CÖMERT, ama insanlara birşeyler vermemiz gerektiğinde SIFIR olduk.

Tüm dünya, bizim çevremizde döner oldu. 8 milyar insan bize hizmet etmek için yaratılmışcasına “kendimizi kıymete bindirdiğimizi” sanarak “aslında değersizleştirdik”.

İnsanların o kadar garip istekleri oldu ki, çoğu zaman inanamaz olduk. Sanki 1 dakika sonra “sana şaka yaptım, bu kadarını istemeye tabiki hakkım olmadığını biliyorum” demelerini bekledik. Olmadı. Kimse birşey demedi.

Bize; dostluk, arkadaşlık, kardeşlik, komşuluk, insanlık böyle öğretilmemişti.

Biz elimizdeki ekmeği paylaşmanın kutsallığı öğretisiyle büyütüldük.

Ama paylaşımların hep tek taraflı olmaya başladığını görmek incitti bizi.

İnsanlara onların bile tahmin edemeyeceği düzeyde destek olmaya çalıştık. Yanlarında olduk. Ama onların yanımızda olması gerektiği zamanlarda ismimizi bile unuttular.

Almak hep en doğru tercihti bu insanlar için. Belki de tek tercihti.

Belki de insanlar zaten hep böyleydi ama biz görememiştik.

Yaptığımız iyilikler “yapmasaydın”, fedakarlıklar “zaten görevindi” oldu.

1 kilo altını gözümüzü bile kırpmadan verdiğimiz insanlara, 25 kuruş ver(e)meyince kötü insan olduk.

Sevgimizi de öfkemizi de dürüstçe paylaşmadık. Kandırdığımızı sandık insanları. Oysa kandırdığımız kendimizdi.

Anlayamadık. Belki de hala anlayamıyoruz.

“Benim malım senin malın, senin malın benim malım” şeklindeki tekerleme değişti ve “benim malım benim malım, senin malın benim malım” oldu.

Sadece işimiz düştüğünde hatırladığımız insanlarla dostluklarımız, paylaşımlarımız zaman aşımına uğradı. Unuttuk, unutulduk. Bu da doğal bir süreç oldu.

Evet, kültürümüz değişti. İnsanlığımız değişti. Dostluğumuz değişti. Canlığımız değişti.

Ama durun! Belki de değişen biz olduk.

Belki de bu zaten böyleydi ama bizim gözlerimiz miyoptu (uzağı görememe hastalığı). Var olanı net göremiyorduk. Koronavirüs salgını bize gözlük oldu. Göremediğimiz detayları görmeye başladık.

Bizler, sizler, hiçbirimiz “bulunmaz hint kumaşı” değiliz elbette. Hiç kimsenin böyle bir çabası olacağını da çok düşünmüyorum. Ancak, yine de insan olmanın gerektirdikleri var.

Dürüstlük gibi, ahlak gibi, vicdan gibi, vefa gibi..

Evet, koronavirüs yüz binlerce can aldı. Umarım gerçekleşmez ama belki de bundan sonraki süreçte de milyonlarca insan zarar görecek.

Bu güne dek, koronavirüsün zararlarını konuştuk hep. Ne kadar öldürücü bir virüs olduğunu, ne kadar hızlı yayılabildiğini.

Ben de farklı bir pencereden bakmak istedim.

COVID19 Koronavirüs salgının faydalarını düşünmek ve düşündürmek istedim.

Sağlıklı günler dilerim.

Op. Dr. Ali Gürtuna
Çocuk Cerrahisi Uzmanı

Op. Dr. Ali Gürtuna hakkında

YouTube Kanalım

Instagram Sayfam

Koronavirüs salgınının faydaları COVID19
Koronavirüs salgınının faydaları COVID19
Default image
Op. Dr. Ali GÜRTUNA
Çocuk Cerrahisi, Çocuk Sağlığı Hastalıkları konularında güncel, en doğru sağlık bilgileri ve hesaplama programları için sitemi ziyaret edin! Sünnet, kasık göbek fıtığı, apandisit, kabızlık, testis hastalıkları, idrar kaka kaçırma, enfeksiyon, koronavirüs COVID 19, hesaplama programı ve çok daha fazlası.