Sağlıklı Beslenme

Op. Dr. Ali Gürtuna - Çocuk Cerrahisi Uzmanı - Pediatric Surgeon

Dengeli ve sağlıklı beslenme; Canlıların hayatlarını devam ettirebilmek için dışarıdan ağız yoluyla aldıkları her türlü yiyeceğe “besin” diyoruz. Çocukların büyümesi, organların çalışması, eskiyen hücrelerin yenilenmesi, günlük faaliyetlerimizi yürütmek için ihtiyaç duyduğumuz enerli hep besinler yoluyla temin edilmektedir.

Sağlıklı beslenme tanımlanırken; besinler, taşıdıkları ana maddeler yönünden altı grupta toplanmaktadır.

1. Karbonhidratlar:
Temel maddesi nişastadır. Selüloz ve şeker bunu takip eder. Nişasta da aslında bitkilerin depo şekeridir. Selüloz, insan vücudunda sindirilemediği için gereksiz bir karbonhidrat sayılıyordu. Ancak “medeniyet hastalıkları” ortaya çıktıktan sonradır ki, selülozun (meyve posası ve tahıl kepeği) değeri anlaşılabilmiştir.

Bir adı da “posa” olan selüloz maddesi barsakların çalışmasında regülatör gibi vazife almakta, fazla yağların ve zehirli maddelerin vücuttan atılmasını sağlamakta; ayrıca kabızlığı önlemektedir. Kan dolaşımında yer alan ve hücrelerin en önemli yakıtını teşkil eden glikoz, bir şeker maddesidir. Kandaki glikoz oranı, beyin ve sinir sistemi için hayati bir öneme sahiptir. Bu sebeple; karaciğer bir miktar glikozu (glikolen şeklinde) depo ederek; ihtiyaç anında kana vermektedir.

Sağlıklı beslenme için günlük enerji ihtiyacımızın hemen yarıya yakınını karbonhidratlardan sağlarız.

2. Yağlar:
Kaynaklarına göre hayvani ve nebati yağlar diye ayrıldıkları gibi; yapılarında bulunan karbon atomlarının doymuşluk derecesine göre de katı ve sıvı yağlar diye ayrılırlar. Tereyağı, tabii halde doymuş karbon atomları bulundururken; margarinler, bitkisel yağların fabrikalarda suni olarak hidrolen atomlarına doyurulması sonunda elde edilir. Bu yüzden, sıvı haldeki bitkisel yağlar (ayçiçek, mısırözü, zeytinyağı) sağlık yönünden daha faydalı kabul edilmektedir.

sağlıklı beslenme

Yağlar, enerli kaynağı olmaları yanında, hücre zarlarının da temel maddesidirler. Ayrıca, yağda eriyen vitaminIerin barsaklar tarafından emilmesini ve sinirlerin etrafında “miyelin” adı verilen kılıfı teşkil ederek haber iletiminin aksamamasını temin ederler.

Günlük, enerlinin yüzde otuzuna yakınını yağlardan sağlarız.

DİKKAT !
Aşırı şekilde alınan karbonhidrat ve şeker, vücutta depo edildiğinden “şişmanlık” dediğimiz metabolizma bozukluğuna yol açmaktadır. Fazla yağın bir miktarı da kana karıştığından “dolaşım bozuklukları”nın başında yer alan “damar sertliği” yapmaktadır.

Uzmanlar, alınan günlük yağ miktarının 80 gramı aşmaması gerektiğinde birleşmişlerdir.

3. Proteinler:
Vücudumuzun vazgeçilmez yapı taşları hükmünde olan enzimler ve hormonlar birer protein maddesidirler. Hücre çekirdeklerinde yer alan aminoasitler, her insanı diğerinden ayıran özellikleri genetik olarak kodlamada kullanılırlar. Bu aminoasitler, mide ve barsaklarda em ilen proteinlerin enzimlerle parçalanması (sentezi) sonunda elde edilirler.

Et, süt, yumurta gibi hayvani gıdalarla; soya fasülyesi, mercimek, nohut ve kuru fasulye gibi baklagiller protein aldığımız başlıca besinlerdir.

Proteinler, çocukların büyümesinde, eskiyen hücrelerin yenilenmesinde, yaraların iyileşmesinde görevalan çok önemli besinlerdir.

4. Vitaminler:
Metabolizma olaylarında katalizör ve düzenleyici olarak görev yaptıkları tahmin edilen vitaminier, A, B, C, D, E ve K vitaminieri olarak isimlendirilir. Süt, süt ürünleri, et, yumurta, unlu gıdalar, yağlar, meyve ve sebzeler besin olarak alınırken; aynı zamanda vitamin ihtiyacı da karşılanmış olur.

DİKKAT: Vitaminler mutlaka tabii beslenme yoluyla alınmalı; suni vitaminiere itibar edilmemelidir. Vitamin hapları ve iğneleri aldatmacadan başka bir şey değildir. Fazla alınmaları halinde zehirli tesirleri bile vardır.

5. Minareller:
Vücutta metabolizma olaylarının vazgeçilmez maddelerinden biri de minerallerdir. Maden tuzları ve suda erimiş iyonlar halinde hücrelerde yerleşen mineraller, ısı ve elektrik iletiminin temel maddesidirler. Na, K, Mg, Ca, KI, P04, S04 bunların başlıcalarıdır. Fe, Ca, P, Co gibi minerallerle; “eser elementler” adı verilen çinko, bakır, kobalt, iyot, flor, kalsiyum ve arsenik gibi çok aı miktarda bulunan mineraller metabolizma hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır.

Sağlıklı ve dengeli bir beslenmede mineral eksikliği mevzubahis değildir.

6. Sular:
Su ihtiyacımızın büyük bir kısmını “şehir suyu” dediğimiz normal su ile karşıladığımız gibi; meyve ve sebzelerle de bir kısım su ihtiyacımızı karşılarız. Su, kanımızın sıvı kısmını teşkil eden; hücre stoplazmasında yer alan vazgeçilmez temel maddemizdir. Susuz hayat düşünülemez. Vücut için gerekli olan minerallerin bir kısmını yine su içinde erimiş olarak alırız.

Sosyal Medyada Paylas
WhatsApp   Facebook   Twitter   Tumblr
LinkedIn   Flipboard   Pinterest   Reddit