Çocuklarda Obezite ve Şişmanlık Tedavisi

Çocuklarda Obezite Nedenleri ve Sonuçları başlıklı makalemize geçmeden önce, obeziteden genel hatlarıyla bahsetmek gerekir. Dünya; anemi, demir ve çinko eksikliklerinin prevalans artışı ile kanıtlanan, kalıcı beslenme yetersizlikleri ile karakterize, hızlı bir epidemiyolojik ve beslenme geçişi geçirmektedir.

Bununla birlikte, diyabet ve obezite, kardiyovasküler hastalık ve bazı kanser türleri gibi diğer beslenmeyle ilişkili kronik hastalıkların (NRCD’ler – nutrition related chronic diseases) prevalansında progresif bir artış vardır. Obezite gelişmiş ülkelerde salgın seviyelere ulaşmıştır.

Çocukluk çağında obezite prevalansının en yüksek olduğu gelişmiş ülkelere ilaveten gelişmekte olan ülkelerde de yaygınlığı artmaktadır. Kadınlarda, doğal hormonal farklılıklar nedeniyle, erkeklere kıyasla obez olma olasılığı daha yüksektir.

Tip 2 Diyabet ve Koroner Kalp Hastalığı oluşumunun çocukluk çağında başladığı, çocuklukta obezitenin önemli bir etken görevi gördüğü konusunda ikna edici bir şekilde kanıtlar ortaya çıkmaktadır.

Özellikle son yıllarda, obeziteye sahip olan çocukların oranlarında olağanüstü bir artış olmuştur. Bu görüş son yıllarda tartışılmıştır ve şu anda bunları küresel yetersiz beslenme sorununun farklı formları olarak görüyoruz.

Bu yeni kavramsallaştırma, eşzamanlı olarak beslenmenin eksikliğinin temel nedenlerini çözmemize neden olur; bu da, beslenme altındaki kontrolün ve obezitenin, diyabetin ve diğer NRCD’lerin önlenmesine katkıda bulunacaktır.

Bu özet, yaşam boyu beslenme ve çocuk gelişimi perspektifiyle obezite ve kronik hastalıkların önlenmesi ile ilgili seçilmiş önemli konuların halk sağlığına genel bir bakışını sağlar.

Çocukluk obezitesi 21. yüzyılın en ciddi halk sağlığı sorunlarından biridir Sorun küreseldir ve özellikle kentsel ortamlarda birçok düşük ve orta gelirli ülkeyi düzenli olarak etkilemektedir. Yaygınlık endişe verici bir oranda arttı.

Küresel olarak, 2010 yılında, beş yaşın altındaki kilolu çocukların sayısının 42 milyondan fazla olduğu tahmin edilmektedir. Bunların 35 milyona yakını gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor.

Çocukluk Çağı Obezitesinin Tanımı:

Her ne kadar obezite ve fazla kilo tanımları zamanla değişmiş olsa da, vücut yağının (BF: Body fat) fazlası olarak tanımlanabilir. Çocuklarda ve ergenlerde fazla kilo veya şişmanlığın aşırı şişmanlık ile ayrımı noktasında fikir birliği yoktur.

Williams ve ark . (1992), 5-18 yaş grubundaki 3.320 çocukta, vücut yağ yüzdelerini, erkekler için en az % 25, ​​kadınlar için % 30 yağ olarak sınıflandırılmıştır. Hastalık Kontrol Merkezi, vücut kitle endeksi (Body Mass Index, BMI = VKİ = BKİ) değerlendirmelerinde, 95 persentilin üstünü aşırı kilolu olarak tanımlarken, 85 – 95 arası BMI persentil oranlarını ise riskli olarak tanımlamaktadır. Avrupa araştırmacılar ise, BMI nin 85 persentilin üzerinde olmasını şişmanlık, 95 persentilin üzerinde olmasını ise obezite olarak tanımlar.

Vücut yağının yüzdesini ölçmek için birkaç yöntem vardır. Araştırmalarda teknikler, sualtı tartımı (dansitometri), çok frekanslı biyoelektrik empedans analizi (BIA) ve manyetik rezonans görüntüleme (MRI) içerir.

Klinik ortamda, VKİ, bel çevresi ve cilt kıvrım kalınlığı gibi teknikler yoğun olarak kullanılmaktadır. Her ne kadar bu yöntemler araştırma yöntemlerinden daha az kesin olsa da, riski tanımlamak için tatmin edicidir.

BMI yetişkinleri farklılaştırmak için uygun görünse de, çocuklarda normal büyüme ile ilerledikçe değişen vücut şekillerinden dolayı faydalı olmayabilir.

Ek olarak, BMI yağlı ve yağsız kitle (kas ve kemik) arasında ayrım yapmaz ve büyük kaslı çocuklarda obeziteyi abartır.

Ayrıca, olgunlaşma modeli cinsiyetler ve farklı etnik gruplar arasında farklılık göstermektedir. Obezitenin sağlık sonuçları aşırı şişmanlık ile ilgili olsa da, ideal sınıflandırma metodu şişmanlığın doğrudan ölçülmesine dayanmalıdır.

Dansitometri gibi yöntemler araştırma pratiğinde kullanılabilir, ancak klinik ortamlar için uygun değildirler. Büyük popülasyon bazlı çalışmalar ve klinik durumlar için, biyoelektrik empedans analizi (BIA) yaygın olarak kullanılmaktadır.

Bel çevresi çocuklar için daha doğru görünüyor, çünkü tip II diyabet ve koroner kalp hastalığı için bir risk faktörü olan merkezi obeziteyi hedefler.

Çocukluk Çağı Obezitesinin Nedenleri:

Şişmanlıktaki artışın, enerji alımı ve harcaması arasındaki dengesizlikten kaynaklandığı, pozitif enerji dengesindeki artışın benimsenen yaşam tarzı ve diyet alım tercihleri ​​ile yakından ilişkili olduğu kabul edilmektedir. Bununla birlikte, bir bireyin genetik geçmişinin obezite riskini belirlemede önemli olduğunu gösteren artan kanıtlar vardır.

Araştırmalar, obezite ile ilişkili faktörleri anlamada önemli katkılar sağlamıştır. Davison ve ark.’nın açıkladığı ekolojik model, obezite için çocuk risk faktörlerinin; diyet alımı, fiziksel aktivite ve hareketsiz davranışları içerdiğini göstermektedir. Bu gibi risk faktörlerinin etkisi yaş, cinsiyet gibi faktörler tarafından yönetilir.

Aile özellikleri, ebeveynlik tarzı, ebeveynlerin yaşam tarzı da bir rol oynamaktadır.

Okul politikaları, demografik bilgiler ve ebeveynlerin işle ilgili talepleri gibi çevresel faktörler yeme ve aktivite davranışlarını daha da etkilemektedir.

Genetik, obezite nedeni olarak incelenen en büyük faktörlerden biridir. Bazı çalışmalar BMI’nin % 25-40 oranında kalıtsal olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, genetik duyarlılığın çoğu zaman ağırlığı etkilemek için çevresel ve davranışsal faktörlere katkıda bulunma ihtiyacı ile birlikte olması gerekir. Bu nedenle, çocuklukta obezite vakalarında, genetik obezitenin gelişiminde rol oynayabilirken, çocuklukta obezitede dramatik artışın nedeni değildir.

Bazal metabolik hızı da (BMR = BMH) olası bir obezite nedeni olarak incelenmiştir.

Bazal metabolik hız veya metabolizma, vücudun normal dinlenme fonksiyonları için enerji harcamasıdır.

Sedanter erişkinlerde bazal metabolik oran toplam enerji harcamasının % 60’ından sorumludur. Obez bireylerin bazal metabolizma oranlarının düşük olduğu varsayılmıştır. Bununla birlikte, bazal metabolik oranlardaki farklılıkların, artan obezite oranlarından sorumlu olması muhtemel değildir.

Literatürün gözden geçirilmesi, zayıf diyetin arkasındaki faktörleri araştırmakta ve ebeveyn faktörlerinin çocuklarda obezite üzerinde nasıl bir etkisi olabileceği konusunda çok sayıda görüş sunmaktadır.

Sağlıklı gıdaların mevcudiyeti ve tekrar tekrar maruz kalması, tercihlerin geliştirilmesinde kilit öneme sahiptir ve gıdalardan hoşlanmama durumunun üstesinden gelebilir.

Yemek zamanı yapısı, birlikte yiyen ailelerin daha sağlıklı beslendiklerini gösteren kanıtlarla önemlidir. Ayrıca, yemek yerken TV seyretmek daha yüksek yağ alımı ile ilişkilidir.

Ebeveyn besleme tarzı da önemlidir.

Hükümetler ve sosyal politikalar potansiyel olarak sağlıklı davranışı teşvik edebilir. Ulusal Obezite Çalışma Grubu (2005) tarafından önerildiği gibi; ucuz sağlıklı gıdaların dağıtımı için teşviklerin sağlanması ve uygun eğlence tesislerine yatırım yapılması veya mahallelerin estetik kalitesinin artırılması gibi mali politikalar sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteyi artırabilir.

Artan obezite oranlarına olası katkıları için diyet faktörleri yoğun olarak çalışılmıştır. İncelenen diyet faktörleri arasında; fast food tüketimi, şekerli içecekler, atıştırmalık yiyecekler ve porsiyon boyutları bulunur.

Fast Food Tüketimi:

Artan fast-food tüketimi, son yıllarda obezite ile ilişkilendirilmiştir. Pek çok aile, özellikle ev dışında çalışan iki ebeveyni olan çocuklar, sık sık çocukları tarafından tercih edildikleri ve uygun ve ucuz oldukları için bu yerleri tercih ediyorlar. Fast food restoranlarında servis edilen yiyecekler çok sayıda kalori içerme eğilimindedir. Düşük besin değerleri vardır.

Yapılan bir çalışma, fast food restoranlarında yağsız ve fazla kilolu ergenlerin beslenme alışkanlıklarını incelemiştir. Her ne kadar birçok çalışma düzenli fast food tüketimi ile kilo alımını gösterse de, fast food ve obezite arasında nedensel bir ilişki kurmak zordur.

Şekerli içecekler:

1996 – 1998 yılları arasında 9-14 yaş arası çocukları inceleyen bir araştırma, şekerli içecek tüketiminin yıllar içinde BMI’yi küçük miktarlarda artırdığını ortaya koymuştur. Şekerli içecekler obeziteye potansiyel bir faktör olarak incelenmiş bir başka faktördür. Şekerli içeceklerin genellikle soda ile sınırlı olduğu düşünülür, ancak meyve suyu ve diğer şekerli içecekler bu kategoriye girer.

Birçok çalışma, şekerli içecek tüketimi ve ağırlık arasındaki bağlantıyı incelemiştir ve sürekli olarak aşırı kilolu olmaya katkıda bulunan bir faktör olduğu tespit edilmiştir. Şekerli içecekler gıdalardan daha az doyurucudur ve daha hızlı tüketilebilir, bu da daha yüksek kalorik alımı sağlar.

Atıştırmalık:

Çocukluk çağı obezitesinin olası bir katkı faktörü olarak incelenen diğer bir faktör ise atıştırmalık yiyeceklerin tüketimidir. Atıştırmalık yiyecekler arasında cips, unlu mamuller ve şeker gibi yiyecekler bulunur. Bu yiyeceklerin çocukluk çağı obezitesindeki artışa katkıda bulunup bulunmadığını incelemek için birçok çalışma yapılmıştır. Atıştırmanın genel kalori alımını arttırdığı gösterilmiş olsa da, atıştırma ve fazla kilo arasında bir bağlantı bulunamamıştır.

Porsiyon büyüklüğü:

Porsiyon boyutları son on yılda önemli ölçüde artmıştır. Yüksek oranda kalorili yiyeceklerde sık sık atıştırmaya ek olarak, büyük porsiyonlar tüketmek, aşırı kalori alımına katkıda bulunur. Bu enerji dengesizliği kilo alımına ve buna bağlı olarak obeziteye neden olabilir.

Aktivite düzeyi:

Obezite ile en fazla bağlantılı olan faktörlerden biri, yerleşik bir yaşam tarzıdır. Günde her bir ilave televizyon saati obezite prevalansını % 2 arttırdı. Küçük çocuklar ve ergenler arasında televizyon izlenmesi son yıllarda çarpıcı şekilde arttı. Hareketsiz davranışlarda harcanan zamanın artması, fiziksel aktivitede harcanan zaman miktarını azaltır.

Çocukların TV izlemek için harcadıkları saat sayısını gösteren araştırma, şekerli tahıllar, tatlılar, şekerli içecekler ve tuzlu atıştırmalıklar dahil en fazla reklamı yapılan malların tüketimi ile ilişkilidir. Medya etkisinin ampirik olarak değerlendirilmesindeki zorluklara rağmen, tartışılan diğer araştırmalar, reklamcılık etkilerinin hafife alınmaması gerektiğini vurgulamaktadır.

Adolesan saldırganlığı ve sigara içimi ve gerçekçi olmayan vücut ideallerinin oluşumu için medya etkileri bulunmuştur.

Çevresel faktörler:

Kapsamlı televizyon izleme ve diğer elektronik ortamların kullanımı, hareketsiz yaşam tarzlarına katkıda bulunurken, diğer çevresel faktörler fiziksel aktivite fırsatlarını azaltmıştır. Son yıllarda fiziksel olarak aktif  olmak için fırsatlar azalmıştır.

Geçmişteki çocukların çoğu, yürüyerek okula giderdi. 2002 yılında yapılan bir araştırma, ebeveynlerin % 53’ünün çocuklarını okula bıraktığını belirtti. Bu ebeveynlerin % 66’sı, evleri okuldan uzak olduğu için çocuklarını okula götürdüğünü söyledi. Ebeveynlerin çocuklarını okula götürmek için verdikleri diğer nedenler arasında güvenli bir yürüyüş yolu, çocuk avcıları korkusu  vardı. Güvenli olmayan bölgelerde yaşayan veya güvenli, iyi aydınlatılmış yürüme yollarına erişimi olmayan çocuklar, fiziksel olarak aktif olma konusunda daha az fırsata sahiptir.

Sosyo-kültürel faktörler:

Sosyo-kültürel faktörlerin de obezitenin gelişimini etkilediği bulunmuştur. Toplumumuz, gıdaları bir ödül olarak, başkalarını kontrol etmenin bir aracı olarak ve sosyalleşmenin bir parçası olarak kullanma eğilimindedir.

Aile faktörleri:

Aile faktörleri de obezite vakalarının artması ile ilişkilendirilmiştir. Evde bulunan yiyecek türleri ve aile üyelerinin yiyecek tercihleri ​​çocukların yediği yiyecekleri etkileyebilir. Ek olarak, aile yemek zamanları, tüketilen yiyeceğin türünü ve miktarını etkileyebilir. Son olarak, aile alışkanlıkları, ister yaşlı isterse fiziksel olarak aktif olsunlar, çocuğu etkiler. Çalışmalar, fazla kilolu bir anne olmasının ve tek ebeveynli bir evde yaşamanın aşırı kilolu ve çocuklukta obezite ile ilişkili olduğunu göstermiştir.

Psikolojik faktörler:

Depresyon ve anksiyete:

Yakın tarihli bir derleme, çalışmaların çoğunun yeme bozuklukları ve depresyon arasında olası bir ilişki bulduğu sonucuna varmıştır. Ancak bu ilişki tek yönlü değildir; depresyon hem obezitenin hem nedeni hem de sonucu olabilir. Ek olarak, obez ergenlerin klinik bir örneğinde, obez olmayan kontrollere kıyasla yaşam boyu daha yüksek bir anksiyete sıklığı prevalansı bildirildi. Artmış BKİ ile artmış anksiyete belirtileri arasında anlamlı bir ilişki yoktur. Bu nedenle, obezite ile anksiyete arasındaki ilişki tek yönlü olmayabilir ve kesinlikle kesin değildir.

Özsaygı:

Kilolu / obez çocuklar ile normal kilolu çocukların özgüvenini karşılaştıran araştırma bulguları karışıktır. Bazı araştırmalar obez çocukların daha az özgüvene sahip olduğunu bulmuştur.

Vücut memnuniyetsizliği:

Araştırmalar, beden memnuniyetinin erkeklerde, her yaşta kadınlardan daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Bu nedenle, kızlar için vücut memnuniyetsizliği ile VKİ artışı arasında doğrusal bir ilişki vardır. Erkekler için U şeklinde bir ilişki, düşük ve yüksek uçlarda BMI’leri olan erkeklerde yüksek düzeyde vücut memnuniyetsizliği yaşadıklarını göstermektedir.

Yeme bozukluğu belirtileri:

Yeme bozukluğu ile ilgili özelliklerin, özellikle kızlar için, ergen obez popülasyonlarında yaygın olduğu görülmektedir.Bazı araştırmalar, obez çocuklar / gençlerde, yeme ile ilişkili patolojinin (örneğin, Anoreksiya, Bulimia Nervosa ve dürtü düzenlemesi) daha yüksek prevalansını göstermiştir.

Çocukluk çağı obezitesinin sonuçları:

Çocuklukta obezite; çocukların fiziksel sağlıklarını, sosyal ve duygusal refahlarını ve benlik saygısını derinden etkileyebilir. Ayrıca, yetersiz akademik performans ve çocuğun yaşadığı yaşam kalitesi ile de ilişkilidir. Bu potansiyel sonuçlar aşağıdaki bölümlerde daha ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Tıbbi sonuçlar:

Çocukluk çağı obezitesi çok sayıda tıbbi durumla ilişkilendirilmiştir. Bu koşullar arasında yağlı karaciğer hastalığı, uyku apnesi, Tip 2 diyabet, astım, hepatik steatoz (yağlı karaciğer hastalığı), kardiyovasküler hastalık, yüksek kolesterol, kolelitiyazis (safra taşı), glikoz intoleransı ve insülin direnci, cilt hastalıkları bulunur, ancak bunlarla sınırlı değildir. Menstrüel anormallikler, bozulmuş denge ve ortopedik problemler de vardır.

Yakın zamana kadar, yukarıdaki sağlık koşullarının çoğu sadece yetişkinlerde bulunurdu; şimdi onlar obez çocuklarda son derece yaygındır. Her ne kadar çocuklukta obezite ile ilişkili fiziksel sağlık koşullarının çoğu önlenebilir olsa da ve ayrıca bir çocuk veya ergen sağlıklı bir kiloya ulaştığında kaybolabilse de, bazıları yetişkinlik döneminde olumsuz sonuçlar almaya devam ediyor.

En kötü durumlarda, bu sağlık koşullarından bazıları ölümle sonuçlanabilir. Aşağıda, çocuklukta obezite ile ilişkili daha yaygın sağlık sorunlarından üçü olan, diyabet, uyku apnesi ve kardiyovasküler hastalık tartışılmaktadır.

Sosyo-duygusal sonuçlar:

Çok sayıda tıbbi kaygıya maruz kalmanın yanı sıra, çocuklukta obezite, çocukların ve ergenlerin sosyal ve duygusal sağlıklarını etkiler. Obezite, “çocukluk çağındaki en damgalayıcı ve en az sosyal olarak kabul edilebilir koşullardan biri” olarak tanımlanmıştır.

Aşırı kilolu ve şişman çocuklar, sık sık alay edilirler.

Ayrıca olumsuz ayrımcılık ve sosyal marjinalleşmeyi içeren birçok zorlukla karşılaşıyorlar.

2 yaşından küçük çocuklarda, obez bireylere yönelik ayrımcılık tespit edildi. Obez çocuklar genellikle fiziksel aktivite gerektiren rekabetçi aktivitelerden özellikle dışlanır.

Fazla kilolu çocukların yaşıtlarına göre daha yavaş olmaları ve nefes darlığı ile mücadele etmeleri nedeniyle fiziksel aktivitelere katılmaları genellikle zordur.

Bu olumsuz sosyal problemler düşük benlik saygısı, düşük özgüven ve olumsuz beden imajına katkıda bulunur. Çocuklarda ayrıca akademik performansı etkileyebilir.

Yukarıda belirtilen aşırı kilo ve şişmanlığın olumsuz etkilerinin tümü çocuklar ve gençler için yıkıcı olabilir.

Obezitenin sosyal sonuçları, kilo yönetiminde devam eden zorluklara katkıda bulunabilir. Fazla kilolu çocuklar yiyecekleri rahat bir şekilde bulabilecekleri ev gibi güvenli yerlere çekilerek kendilerini olumsuz yorumlardan ve tutumlardan koruma eğilimindedir.

Ek olarak, fazla kilolu çocuklar, normal kilolu çocuklardan daha az arkadaş edinme eğilimindedir, bu da daha az sosyal etkileşim ve oyun ve hareketsiz etkinliklerde harcanan zamanın artmasına neden olur.

Bu çocuklar nefes darlığı yaşama eğilimindedirler ve genellikle akranlarına uymakta zorlanırlar. Bu, kaçınılmaz olarak, alınan kalori miktarı yakılan enerji miktarını aştığı için ağırlık kazancına neden olur.

Akademik sonuçlar:

Çocukluk çağı obezitesinin okul performansını olumsuz yönde etkilediği bulunmuştur. Bir araştırma çalışması, fazla kilolu ve obez çocukların, okulda sorun yaşadıklarını normal kilo akranlarına göre dört kat daha fazla zorlandıkları sonucuna varmıştır. Ayrıca, özellikle diyabet ve akademik performansı da etkileyen astım da olumsuz sonuçlar doğurur.

Sonuç:

Toplum nedenlere odaklanırsa, artan çocukluk obezitesi sorunu yavaşlayabilir. Çocuklukta şişmanlıkta rol oynayan, diğerlerinden daha önemli olan birçok bileşen var. Toplumda okul bileşeni olan diyet ve fiziksel aktivite müdahalesi obezitenin veya fazla kilonun önlenmesinde daha etkilidir.

Ayrıca, ebeveynler evde daha sağlıklı bir yaşam tarzı uygularsa, birçok obezite probleminden kaçınılabilir.

Çocukların evde sağlıklı yemek yemeyi, egzersiz yapmayı ve doğru beslenme seçimlerini yapmayı öğrenmesi nihayetinde hayatlarının diğer yönlerine de yayılır.

Bu, çocukların okulda tüketecekleri yiyecekleri seçerken ve fast-food restoranlarında ve aktif olmayı seçerken yapabilecekleri seçimler üzerinde en büyük etkiye sahip olacaktır.

Çocuklarda Obezite ve Şişmanlık Tedavisi

Referanslar:

1. Popkin BM, Doak CM. The obesity epidemic is a worldwide phenomenon. Nutr Rev. 1998;56:106–14.[PubMed]

2. Gupta RK. Nutrition and the Diseases of Lifestyle. In: Bhalwar RJ, editor. Text Book of Public health and Community Medicine. 1st ed. Pune: Department of community medicine AFMC, New Delhi: Pune in Collaboration with WHO India Office; 2009. p. 1199.

3. Bhave S, Bavdekar A, Otiv M. IAP National Task Force for Childhood, Prevention of Adult Diseases: Childhood Obesity. IAP National Task Force for Childhood Prevention of Adult Diseases: Childhood Obesity. Indian Pediatr. 2004;41:559–75. [PubMed]

4. Raj M, Sundaram KR, Paul M, Deepa AS, Kumar RK. Obesity in Indian children: Time trends and relationship with hypertension. Natl Med J India. 2007;20:288–93. [PubMed]

5. Laxmaiah A, Nagalla B, Vijayaraghavan K, Nair M. Factors affecting prevalence of overweight among 12 to 17 year old urban adolescents in Hyderabad, India. Obesity (Silver Spring) 2007;15:1384–90.[PubMed]

6. Subramanyam V, R,J, Rafi M. Prevalence of overweight and obesity in affluent adolescent girls in Chennai in 1981 and 1998. Indian Pediatr. 2003;40:332–6. [PubMed]

7. Chhatwal J, Verma M, Riar SK. Obesity among pre-adolescent and adolescents of a developing country (India) Asia Pac J Clin Nutr. 2004;13:231–5. [PubMed]

8. Khadilkar VV, Khadilkar AV. Prevalence of obesity in affluent school boys in Pune. Indian Pediatr. 2004;41:857–8. [PubMed]

9. Panjikkaran ST, Kumari K. Augmenting BMI and Waist-Height Ratio for establishing more efficient obesity percentiles among school children. Indian J Community Med. 2009;34:135–9. [PMC free article][PubMed]

10. Williams DP, Going SB, Lohman TG, Harsha DW, Srinivasan SR, Webber LS, et al. Body fatness and risk for elevated blood-pressure, total cholesterol, and serum-lipoprotein ratios in children and adolescents. Am J Public Health. 1992;82:527. [PMC free article] [PubMed]

11. Flegal KM, Wei R, Ogden C. Weight-for-stature compared with body mass index-for-age growth charts for the United States from the Centers for Disease Control and Prevention. Am J Clin Nutr. 2002;75:761–6.[PubMed]

12. Himes JH, Dietz WH. Guidelines for overweight in adolescent preventive services – Recommendations from an Expert Committee. The Expert Committee on Clinical Guidelines for Overweight in Adolescent Preventive Services. Am J Clin Nutr. 1994;59:307–16. [PubMed]

Sosyal Medyada Paylas
WhatsApp   Facebook   Twitter   Tumblr
LinkedIn   Flipboard   Pinterest   Reddit