Prostat Kanseri & Belirti & Tedavi & Ameliyat

Prostat kanseri nedirProstat Nedir ve Nerede Yer Alır?
Prostat kestane boyut ve şekillerinde bir salgı bezidir. Mesanenin altında, rektumun (makat) önünde yer alır. Prostatın tam merkezinden üretra denilen mesaneden idrarı boşaltmaya yarayan kanal yer alır. Ejekülasyon (cinsel boşalma) sırasında prostatı çevreleyen kaslar seminal sıvıyı üretraya doldurur. Seminal sıvı üretra boyunca penis ucuna kadar gelerek buradan dışarıya akar. Prostat büyürse içinden geçen üretrayı sıkıştırarak idrar akışını zorlaştırabilir hatta tamamen durdurabilir. Bu nedenle prostat kanserinin belirtilerinden birisi idrar yapmakta güçlüktür.

Prostat bezinin yanından penise giden ve peniste sertleşmeyi kontrol eden bir grup sinir lifleri geçer. Ameliyat sırasında bu sinirler zedelenip sonuçta peniste sertleşme güçlüğü (impotans) gelişebilir. Son yıllarda bu ameliyat sırasında bu sinirleri koruyucu teknikler geliştirilmiştir. Ancak bu sinirleri koruyucu yöntemlerin uygulanabilmesi tümörün boyutuna ve prostat içerisindeki yerleşimine bağlıdır. Eğer radikal prostat ameliyatı size bir seçenek olarak sunulmuşsa kararınızı verirken bu olasılığı akılda tutmanızda yarar vardır.

Ancak, impotans gelişse bile günümüzde bunu değişik yöntemlerle tedavi etmek mümkündür.

Bütün vücut dokularında hücreler kendilerini belirli bir kontrol mekanizması içerisinde yenilerler. Böylece zedelenen doku tamir edilir, yenilenir. Kontrol dışı çoğalan hücreler tümör adı verilen hücre topluluklarını oluşturur. Bazı tümörler büyümelerine karşılık köken aldıkları dokuda sınırlı kalırlar ve komşu organlara ilerlemezler. Bunlara benign (selim, iyi huylu) tümörler denir. Diğer bir kısmı ise sadece büyümekle kalmayıp komşu organlara uzanma ve onları da tahrip etme potansiyeline sahiptir. Bu tür tümörler kan ve lenf dolaşımı ile köken aldıkları yerlerden uzaktaki organlara da sıçrayabilirler. Bu tür tümörlere malign (habis, kötü huylu) tümör yada kanser denir. Kanser hücreleri köken aldıkları malign tümörden ayrılabilir, vücutta dolaşarak yeni yerleştikleri yerlerde de çoğalabilirler. Bu şekilde köken aldıkları organ dışına sıçramış ve oralarda büyümekte olan tümörlere metastaz denir.

Prostat Kanseri;
Erkek üreme sisteminin önemli bir üyesi olan prostatta görülen malign (kötü huylu) değişikliklerdir. Erkeklerde en sık görülen kanser tiplerindendir. Amerika’da her 5 erkekten birinde görüldüğü tespit edilmiştir.Yine Amerika’da her yıl 200.000 yeni hasta ve 38.000 ölüm saptanmaktadır. Genellikle 50 yaş üstünde görülür ancak seyrekte olsa gençler de de görülme olasılığı vardır. Prostat mesanenin altında, rektumun önünde yerleşmiş ceviz büyüklüğünde birbezdir. Prostat ejekulasyon esnasında spermin dışarı atılması için gerekli akışkan sıvının ve enzimlerin 1/3 ünü salgılar. Ejakulatın içinde yer alan sperm testislerde yapılır, vas deferens adı verilen tüpler tarafından taşınır. Bu esnada prostattan bu katkı maddelerini alır ve penise ulaşarak dışarı atılır. Prostatın arkasında ki seminal kabarcıklar bu akışkanın yapıldığı yerdir. Prostata direkt teması ve yakınlığından dolayı kanser bu seminal kabrcıkları ve prostatı saran kapsülü de etkileyebilir. Bu durumda ameliyat kanseri yok etmek açısından pek faydalı olamayabilir. Rektuma olan komşuluğundan dolayı Rektal muayene prostat hakkında fikir verebilen iyi bir muayene usuludur.

NEDENLERİ:
Prostat kanserinin sebebi henüz bilinmemektedir. Ancak bazı faktörlerin kansere yakalanma riskini arttırdığı bilinmektedir. Birinci faktör ailede prostat kanseri hikayesinin bulunmasıdır. Babasında veya kardeşinde prostat kanseri bulunan bir kişinin kansere yakalanma riski iki katartmaktadır. Yaşlı kişiler daha büyük risk altındadırlar.Prostat kanseri tanısı konmuş kişilerin 3/4 ü 65 yaş ve üzerindedir. Afrikalı-Amerikalılarda daha sık görüldüğü söylenmektedir. Prostat kanseri ile erkeklik hormonu arasında bir ilişki olduğu sanılmaktadır. Kısırlaştırılmış erkeklerde prostat kanserinin görülmemesi buna delil olarak gösterilmektedir. Östrojen hormonu (kadınlık hormonu) kan seviyelerinin yükseldiği ağır karaciğer hastalıklarında prostat kanseri riski azalmaktadır. Çevresel faktörler riskin artmasında rol oynar. Asyalı lar prostat kanseri riski açısından daha şanslıdırlar. Japon erkeklerinde prostat kanseri görülme riski Amerikalı’lardan yaklaşık 40 kez daha azdır. Ancak ilginç olan konu Amerika’ya göç etmiş Asyalılarda riskin arttığı görülmüştür. Bu da çevre ve beslenme faktörlerinin önemini göstermektedir.

BELİRTİLERİ:
Prostat kanseri genellikle ileri aşamalarına kadar bulgu vermez. İyi bir doktor muayenesi ve Prostate Specific Antigen (PSA) adı verilen bir kan tahlili ile genellikle bulgu vermeden önce erken evrelerde tanısı konulabilir. İleri evrelerde ise prostat bezinin büyümesine bağlı idrar yapamama, idrar veyasemen sıvsında kan görülmesi gibi bulgular verebilir. Ayıca ağrı ve empotansgibi bulgular da verebilir. Hastalığı önlemenin kesin yolları bilinmemekle birlikte sağlıklı yaşam içingerekli genel kuralları ( egzersiz ve düşük yağlı diyet) uygulamak yararlı olabilir.

TANI:
Prostat muayenesi rektal tuşe ile yapılır. Rektumdan yapılan muayenede prostat kenarları düzensiz ve noduler olarak ele gelir. Prostate Specific Antigen (PSA) testinin bulunmasi ile prostat kanseri tanisinda yeni bir çağ açilmistir. Bu test ile kanser henüz bulgu vermedigi çok erken asamalarda dahi taninabilmektedir. Prostate Specific Antigen (PSA) prostat bezi tarafindan yapilan ve semen sivisinin yapisinda olan küçük bir protein molekülüdür. Bu molekül normalde kanda ya hiç bulunmaz veya çok düsük seviyelerde bulunur. Ancak prostat kanserlerinde PSA nin kan düzeyleri çok yükselir. Bazı kanser dışı durumlarda da PSA da yükselmeler görülürse de bunlar küçük düzeylerde ve geçici yükselmelerdir. Bu durumları ayırt edebilmek için PSA dayükselme saptayan doktor tekrar test isteyebilir. 4-10 ng/ml arasında çıkan orta düzeydeki PSA seviyeleri üroloji konsultasyonu gerektirir. 10 ng/ml üzerindeki seviyelerde ise ürolojist tarafından biopsi konusunda değerlendirilmelidir.

Prostat Kanserlerinin % 5-10 kadarında PSA yükselmeyebilir. Bu sebeple rektal muayene ve PSA tanıda tamamlayıcı rol oynar. Sadece biri yeterli olamaz.Bu yöntemlerden herhangi birinde prostat kanseri şüphesi olursa Ürolog Doktorunuz biopsi isteyebilir. Biopside ultrason eşliğinde rektumdan prostata bir cins iğne ile girilerek mikroskop ta incelenmek üzere parça alınır. Kanser tanısı konulursa kanserin ilerleme derecesi Gleason Score ile evrelendirilir.Bu skala doktorunuzu hastalığın gidişi, tedavisive ne kadar yayıldığı hakkında bilgilendirir. 10 en yüksek evredir ve hastalığın kötü olduğunu gösterir.PSA düzeyindeki yüksekliklerde hastalığın evresi hakkında fikir verebilir. Genellikle 6 ve üstü Gleason scoru ve 20-30 ng/ml PSA seviyesi kanserin prostat bezi dışınada yayıldığını gösterir.

Kanser aynı zamanda klinik evrelemeye de tabi tutulur. Klinik evrelemede çeşitli yöntemler kullanılır.

En çok kullanılan T1-T4 evrelemesinde:
T1-T2 de kanser prostat bezinde sınırlı kalmıştır.
T3 de yakın dokulara da metastaz (yayılım)yapmıştır.
T4 de ise uzak organlara da yayılım vardır.

Eski ancak hala kullanılanbir sistem de ise:
Evre A ve B de kanser prostat bezinde sınırlı kalmıştır.
EvreC de yakın dokulara da metastaz (yayılım) yapmıştır.
Evre D de ise kemik gibi uzak organlara da metastaz yapmıştır.
Doktor bunlardan başka uzak metastazları da araştırmak için kemik taramaları,röntgen, MR, BT gibi tetkikler isteyebilir.

Sizde Prostat Kanseri Olabilir:
Eğer siz ya da ailenizden biri 50 yaş üzeri bir erkek ise kendiniz için yapabileceğiniz ya da o aile üyesine önerebileceğiniz en önemli şeylerden birisi prostat kanseri açısından incelenmektir. Prostat kanseri erkeklerde en sık saptanan kanserdir ve kansere bağlı ölümlerin ikinci sık nedenidir.

Kim Risk Altındadır?
Eğer yeterince uzun yaşarsa hemen tüm erkeklerde prostat kanseri gelişir. Yaş arttıkça prostat kanseri gelişme riski artar. Prostat kanserlerinin %85’i 65 yaşın üzerindeki erkeklerde saptanır. Ancak, bazı erkeklerde çok daha erken yaşlarda prostat kanseri gelişebilir. Henüz bilemediğimiz nedenlerden ötürü Afrika kökenlilerde prostat kanseri gelişme riski daha yüksektir. Asya kökenliler bu açıdan daha düşük risk taşımaktadırlar.

LÜTFEN MUAYENE OLUN: ERKEN TANI HAYATINIZI DEĞİŞTİRİR !

Prostat kanseri genellikle çok yavaş büyür. Yıllarca hiç belirti vermeyebilir. Bir çok erkek prostat kanseri olduğunu öğrenemeden başka hastalıklar sebebiyle ölür. Diğer taraftan bir kısım hastada ise prostat kanseri erken, orta ya da geç dönemde iken saptanır.

Prostat kanseri erkeklerdeki en sık kanserdir ve çok sinsi seyreder. Maalesef bir çok hastada hiç bir belirti vermeyebildiği gibi hiç bir yakınmaya da yol açmayabilir. Bu nedenle sizin ya da 50 yaş üzeri aile üyesi diğer erkeklerin bu hastalık için doktora başvurması ve izleyen yıllarda da düzenli kontrolden geçmeleri çok önemlidir.

Prostat kanserinde tedavinin amacı yaşamı uzatmak ve ailenin ve toplumun aktif bir üyesi olarak yaşanmaya değer hale getirmektir. Ancak hastalık ilerledikçe başarılı tedavi tanımı değişir. Erken evredeki prostat kanserinin başarılı tedavisi genellikle bunun kesilip çıkartılması ve hastalığın tamamen ortadan kaldırılması ile özdeştir. Buna karşın ilerlemiş prostat kanserinintedavisi ise yakınmaların ortaya çıkışının geciktirilmesi ve ya engellenmesi (bazen yıllarca) anlamına gelir. Bu nedenle prostat kanserinin tam olarak tedavisi hastalığın erken dönemde yakalanması ve uygun biçimde tedavi edilmesi ile mümkündür.

Bilinçli ve bilgili olmak başarılı tedavinin birinci basamağını oluşturur. Bu kitapçık prostat kanseri ve tedavi seçenekleri konusunda sizi bilinçlendirmeyi amaçlamaktadır.

Öncelikle bilmeniz gereken konu tüm erkeklerin risk altında olduğu; prostat kanserinin başarı ile savaşıp yenebileceğiniz bir hastalık olduğu ve bu hastalık için tedavi alırken bile aktif yaşantınızı sürdürebileceğinizdir. Ayrıca tetkik edilmenin şart olduğu da kavramanız gerekir, çünkü tedavi edilmeden önce sizde hastalık olup olmadığının bilinmesi gerekir.


TEDAVİ:
Tedavide hastanın yaşı, kanserin ilerleme düzeyi, hastanın genel sağlık durumu, gibi çeşitli etmenler göz önünde tutulur.

Radyasyon Tedavisi (Dışarıdan Işın Tedavisi):
Sadece prostatta sınırlı kalmışkanserlerde ameliyat ve radyasyon tedavisi eşit iyileşme sağlar. Son 20 yıldır geliştirilen radyoterapi tetkikleri komplikasyonları en aza indirmiştir.Genellikle iki ay boyunca günlük dozlarda radyasyon verilir ve iyi tolere edilir.Anestezi ve hastanede yatmayı gerektirmez.Ağrı hissedilmez. Herbir tedavi sadecebirkaç dakika sürer. Tedaviden sonra hastalar günlük aktivitelerine devam edebilirler.

Radikal Prostatektomi:
Prostat ve bağlı seminal kabarcıklar beraberce ameliyatla alınırlar.Bir kaç gün hastanede yatmayı gerektirir. Genel veya Lokal anestezi ile yapılır. Ameliyat sonrasında bir miktar sonda taşımak gerekebilir.Radikal Prostatektomi de amaç kanserli dokunun tamamını alabilmektir. Eğer bu başarılabilirse o zaman başka tedaviye gerek duyulmaz. Ancak bazen açıldıktan sonra kanserli dokunun prostat dışında lenf bezlerine veya çevre dokulara da genişlemiş olduğu görülebilir. Böyle durumlarda kanserli dokunun tamamı alınamaz ve ameliyat sonrası radyasyon tedavisine ihtiyaç duyulabilir.

Radyasyon Tedavisi (Brachytherapy):
Dışarıdan verilen radyasyon tedavisi de radikal prostatektomi de hastalarda ereksiyon yeteneğini sınırlarlar. Bunu engellemek için Brachytherapy adı verilen bir radyasyon tedavisi yöntemi kullanılır. Karın içine leğen kemiğinin dibine, rektumun önüne, testislerin gerisine konan metal kateterler ile radyoaktif madde öldürülmek istenen kanserli dokuya verilir.Böylece çevre dokulara verilecek ışın dozu azaltılarak ereksiyonu sağlayacaksinir ve damarlarda daha az hasar neden olunur.Çok sık uygulanan bir tedaviseçeneği değildir.

Hormon Tedavisi:
Kanser prostat dışına da yayılmışsa genellikle hormonal tedaviuygulanır. Hormon tedavisinin hedefi testislerden erkeklik hormonu salınımını baskılamaktır. Çoğu zaman erkeklik hormonunun baskılanması ile prostat kanserindekigelişme durdurulabilir. Bu tedavinin en kolay ve en hızlı yolu testislerin alınmasıdır. (kastrasyon, kısırlaştırma) Ancak genellikle günlük ağızdan alınan ilaçlar yada aylık veya 3 aylık enjektabl ilaçlar bu tedavide terch edilir.

Evrelere Göre Tedavi:
Evre T1 ve T2 de(veya Ave B de) radyasyon tedavisi veya ameliyatla (radikal prostatektomi) tedavi aynı etkiyi gösterirler. Hastalığın bu aşamasında tedaviye hastanın durumuna göre ve olası yan etkileri göz önüne alınarak karar verilir.Bir ürolog ve radyasyon onkolojisti ile görüşülmelidir.

Evre T3 veya C de sadece ameliyatla tedavi yeterli değildir. Çünkü kanser prostat dışına da yayılmıştır ve ameliyattan sonra radyasyon tedavisi de gerekecektir.Radyasyon tedavisi kalan mikroskobik kalıntıları da öldürecektir.Birçok doktor bu evrede olası komplikasyonları önlemek için çok daha erken dönemlerde radyasyon tedavisine başlama taraftarıdır. Hatta bu aşamada yakalanan kanserlerin pek yüz güldürücü olmayan gidişini engelleyebilmek için radyasyon tedavisi ile birlikte hormontedavisi uygulamakta giderek daha çok kullanılan bir yöntemdir.

Evre T4 veya D de kanser kemiklere yayılmıştır (metastaz)Tedavi semptomlarıhafifletmek ve kanseri geçici olarak geriletmeye yönelik olarak yapılır. Kemik metastazlarının tedavisinde ameliyat veya radyasyon tedavisi gerekebilir

Prostat kanseri de prostat büyümesi gibi 40 yaşından sonra ortaya çıkmaya başlayan bir hastalıktır ama BPH’nın aksine kanser odakları adenom dokusu ile ilişkili değildir, gerçek prostat dokusu’ndan kaynaklanır. Bu özelliğinden ötürü normal büyüklükteki bir prostat’ta, adenom nedeni ile büyümüş bir prostat’ta, hatta prostat büyümesi nedeni ile ameliyat geçirmiş bir prostat’ta kanser ortaya çıkabilir, aynı prostatta kanser ve adenom birlikte bulunabilir. Prostat kanseri özellikle erken dönemlerinde çok sinsi bir hastalıktır, kişide kanserle birlikte prostat büyümesi ve buna bağlı şikayetler mevcut değilse kanserin kendisine özgü hiç bir belirtisi bulunmayabilir. Prostat kanseri’ni erken dönemde yakalamanın tek yolu 40 yaşından sonra her erkeğin düzenli olarak yılda bir kez prostat muayenesi ve PSA adı verilen kan tahlilini yaptırmasıdır.

Erken dönemde yakalanan prostat kanseri’ni radikal prostatektomi adı verilen özel bir prostat ameliyatı yöntemi ile tüm prostatı çıkartarak tamamen tedavi etmek mümkündür. Kanser erken dönemde yakalanmazsa öncelikle bölgesel olarak yayılarak prostat dokusunun dışına taşar ve radikal prostatektomi ile tedavi edilemeyecek duruma gelir. Ayrıca komşu organlar olan dış idrar kanalı, mesane ve kalın barsak son bölümü’ne yayılarak çok ciddi idrar yapma sorunlarına, idrarla birlikte gelen şiddetli kanamalara ve dışkılama problemlerine yol açar.

Prostat kanseri sadece lokal yani bölgesel olarak yayılmakla kalmaz, kanser hücreleri lenfatik damarlar ve kan damarları ile vücuda dağılarak uzak organlara da yerleşirler. Tıp dilinde uzak metastaz olarak adlandırılan bu durumdan en çok kemikler, akciğerler, karaciğer gibi iç organlar ve beyin etkilenir. Hepsi çok önemli işlevler yüklenmiş olan bu organlarda kanserli dokuların yerleşip büyümesi ile, organın yüklendiği göreve göre değişen bozukluklar, örneğin şiddetli kemik ağrıları, kan yapım bozuklukları, solunum problemleri ve balgamla oluşan kanamalar, karaciğer yetmezliği gibi ciddi problemler ortaya çıkar ve sonuçta hasta kaybedilir. Prostat kanseri vücudun uzak bölgelerine yayıldıktan sonra da çok etkili şekilde kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Bu nedenle kendisinde bazı değişikliklerden kuşkulanan bir erkeğin yapabileceği en büyük hata kanser olmaktan korkarak doktora gitmekten kaçınmak ve hastalığın zor tedavi edilir hale gelmesine neden olmaktır.


PROSTAT KANSERİ (ÖZET):
Kanserin yol açtığı ölüm nedenleri arasında da prostat kanseri ikinci sıradadır (akciğer kanserinden sonra). Ancak bu hastalık sadece son zamanlarda toplumun dikkatini çekmiştir. Prostat kanseri ileri yaştaki erkeklerde çok sık görülür. Erkeklerin daha uzun yaşaması ve prostata özgü antijen (prostate-specific antigen: PSA) gibi yeni saptama yöntemlerinin uygulanması daha fazla prostat kanseri vakasının belirlenmesini sağlamaktadır.

Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin bir parçasıdır. Asıl işlevi spermi taşıyan semen için sıvı üretmektir. Prostat kanseri çoğunlukla prostat bezinin dış bölümünde ortaya çıkan habis bir tümördür. Zamanla prostat içinde yayılabilirve vücudun başka bölümlerine metastaz (yayılma) görülebilir.

Prostat Kanseri için Risk Faktörleri:
• Yaş: Prostat kanseri riski elli yaşın üzerindekilerde hızla artmaktadır. Prostat kanseri vakalarının % 80 i 65 yaşın üzerindeki erkeklerdir.
• Irk: Beyaz ırktan Amerikalılar a göre Afrika kökenli Amerikalılar da prostat kanseri riski daha yüksektir.
• Aile Öyküsü: Prostat kanserine ilişkin aile öyküsü (prostat kanseri olan bir baba ya da kardeş) hastalık riskini artırır.

Prostat Kanserinin Belirtileri:
Prostat kanseri prostat bezinin dışına yayılmadan önce hatta yayıldıktan sonra bile idrarla ilgili ya da başka semptomlara yol açmayabilir. Buna karşılık, 50 yaşın üzerindeki erkeklerde çok sık rastlanan selim prostatik hiperplazi (prostat bezinde kanser olmayan büyüme), sık idrara çıkma, idrar yapmaya başlarken güçlük çekme ve idrar akışında yavaşlamaya neden olur.

Prostat kanserinin saptanmasında ve saptandıktan sonra kanser gelişiminin izlenmesinde, hekim tarafından yapılan rektal muayene ve bir kan testiyle prostata özgü antijen ölçümünden yararlanılabilir. PSA düzeyi prostat kanseri olasılığını belirler, ancak tek başına PSA düzeyleri ile kesin tanı konulamaz. Bunun için prostat bezine biyopsi uygulanması gerekir.

Prostat Kanserinin Tedavi Seçenekleri:
Prostat kanseri olan erkekler için tedavi seçiminde, kanserin aşaması ve yaygınlığı; hastanın yaşı; başka tıbbi sorunların bulunma olasılığı ve tedavinin kısa ve uzun dönemdeki istenmeyen etkileri dikkate alınmalıdır. Her zaman olduğu gibi tedavi seçeneklerini doktorunuzla birlikte dikkatle gözden geçirin.

İzleyerek Bekleme: Kanser çoğunlukla yavaş büyür ve erkeğin yaşamında önemli sorunlara yol açmayabilir. Bu nedenle hemen tedavi etmemek, zaman zaman tercih edilen bir seçenek olabilir. Uygun olduğunda seçilen diğer tedaviler uygulanmalı ve bunların yanı sıra kanser yakın- dan izlenmelidir. Çok saldırgan bir tedavi, 75 yaşın üzerindeki erkeklerde önerilmeyebilir ve gerekli olmayabilir.

Ameliyat: Radikal postatektomide prostat bezi tamamen alınır. Bezin dışına yayılmamışsa tümör bu işlemle tamamen çıkarılır. Ancak bir kaç ani risk ve idrar kaçırma (üriner inkontinans) ile empotans da dahil, uzun süreli istenmeyen etkilerin görülme olasılığı söz konusudur.

Kemoterapi: Kanser prostat bezinin dışına yayıldığında ve hormon tedavisiyle başka tedaviler başarısız olduğunda tercih edilen bir seçenektir.

Radyasyon Tedavisi: Ameliyatın alternatifi olan bu tedavide kanser hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili radyasyon kullanılır. Bu tedavi özellikle, tümörün prostat bezi boyunca yayıldığı, ancak hâlâ komşu dokularla sınırlı olduğu durumlarda yarar sağlayabilir. Olası yan etkileri, idrar yaparken rahatsızlık hissi, sık idrara çıkma ya da kanamalı ya da kanamasız ishaldir; ancak bunlar birkaç ay sonra kaybolmaktadırlar. Prostat kanseri için radyasyon tedavisi uygulanan erkeklerin çoğunda empotans görülür.

Hormon Tedavisi: Erkek cinsiyet hormonlarıyla kanser hücrelerinin yok edilmesi prostat kanserinin büyümesini yavaşlatır. Bu tedavide ya ameliyatla testisler alınır ya da ilaç uygulanır. Kanseri iyileştirmez, ancak büyümesini yavaşlatır ve genellikle kanser, prostat bezinin dışına yayılana kadar uygulanmaz. Tedavi kızarma, cinsel istek kaybı ve empotansa yol açabilir.

Prostat Kanserinin Tedavisi:
Uygun tedavinin yapılabilmesi için tümörün durumu çok önemlidir. Kanser prostat içinde mi yoksa etrafa yayılmış mı? Akciğer ve kemikler gibi uzak yerlere sıçramış mı? Soruları önem kazanır.
1. Cerrahi Tedavi:
İki yolla yapılır
• Açık ameliyat: Prostat dokusu ve çevre dokuları ve organlar olduğu gibi çıkarılır.
• Kapalı amaliyat: Kanserin ancak bölgesel kaldığı durumlarda TUR dnen aletle yapılır.

2. Işın Tedavisi (Radyoterapi)
Dışarıdan belirli derecelerde röntgen şuaları verilir. Böylece kanser hücreleri öldürülmeye çalışılır. Diğer bir metotta ise radyoaktif maddeler prostat dokuu içerisine yerleştirilerek kanser yayılımı önlenir.

3. Hormon Tedavisi:
İleri devre prostat kanserlerinde uygulanılır. Bu amaçla kadınlık hormonu olan ostrojen verilir

4. Testislerin alınması:
Erkeklik hormonu (Testesteron) un prostat kanseri oluşumunda direk etkisi vardır. Erkeklik hormonuda testislerden salğılandığı için amaliyatla testisler alınır. Böylece prostat kanserini alevlendiren erkeklik hormonu kaynağı kurutulmaya çalışılır

5. İlaç tedavisi: (Kemoterapi)
Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar prostat kanserinde de kullanılır. Başarı şansı % 48 dir.

 

Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanserlerdir. Akciğer ve bağırsak kanserlerinden sonra 3 cü sıradadır.

Prostat Kanserinde İstenen Tetkikler:
1. Kan ve idrar tahlileri yapılmakla beraber özel bir belirti varmez.

2. Tümör Belirleyiciler:
Bir çok maddenin kanda aranması ile prostat kanseri teşhisi konmaya çalışılır. Asit fostataz, Prostatik Asitfosfataz (PAP), Prosatat Spesifik Antijeni (PSA) bunlardan bir kaçıdır. Bu maddeler hem teşhis koyucu hemde tedavinin seyri hakında bilgi verir.

3. Röntgen İncelemeleri:
Düz ve ilaçlı böbrek flimleri bir fikir verebilir. Kanserin kemiklere veya Akcigerlere yayılıp yayılmadığını anlamak için kemik ve akciger flimleri çekilir.

4. Ultrason ve Bilgisayarlı Tomografi:
Hem prostat kanserini gösterme hemde yayılma derecesini anlamada önem arz eder.

5. Prostattan parça alma:
Prostat kanserinden şüphelenildiği zaman gerek iğne ile gerekse başka bir yöntemle prostattan parça alınıp patolojide incelenir. Sonucun negatif çıkması kanser olmadığı anlamına gelmez.